v   SINAV ODASI
  v   Edebî Sohbet
  v   Gezerken Dinle

Bölümler
Genel
    Ana Sayfa
    Haberler
    Fikir Meydanı
    Ziyaretçi Defteri
    Bağlantılar
    İlânlar
    Üyeler
    Basında Biz
    Kullanma Kılavuzu

Edebiyat
    Türk Edebiyatı
    Divan Edebiyatı
    Türk Halk Edebiyatı
    Türk Destanları
    Yazarlar - Şâirler
    Roman Özetleri
    Şiirler
    Edebiyat Akımları
    Edebî Türler
    Şiir Türleri
    Edebî Bilgiler
    Edebiyat Terimleri
    Atasözleri Sözlüğü
    Deyimler Sözlüğü
    Türkülerin Hikâyeleri
    Anlatım Türleri

Türk Dili
    Türk Dil Bilgisi
    Bütün Konular
    Türkçesi Varken
    Merak Ettikleriniz
    Kullandığımız Alfabeler

Genç Kalemler
    Şiirleriniz
    Yazılarınız

Önerdikleriniz
    Önerdiğiniz Yazılar
    Önerdiğiniz Şiirler

Dosyalar
    Sunular
    E-Kitaplar
    Sözlükler
    Yıllık Plânlar
    Soru Bankası
    Çeşitli Çalışmalar

Eğlence
    Edebî Sohbet
    Oyunlar
    Video
 
Erişim Bilgileri
Üyeler
Son üyemiz : cirkintanrica
Bugün : 0
Dün : 0
Kayıtlı üye : 6103

Kimler Bağlı?
 Bağlı üye yok.
Sitede Bulunanlar
Üye : 0
Misafir : 66
Toplam : 66
En Çok : 80 kişi 27.05.2016
IP Nu. : 23.20.252.165
Site Sayacı
Bugün Giriş : 10
Bugün Ziyaret : 12
Bugün Toplamı : 22
----------------
 
Edebî İlkler
 
Gemileri Yakmak (Yusuf Ziya Bahadınlı)
  Yazılar || Roman Özetleri
   Gemileri Yakmak (Yusuf Ziya Bahadınlı)

Yusuf Ziya Bahadınlı

Yazarın  Hayatı ve Eserleri              

1927 yılında Bahadın/Yozgat’ta doğan Yusuf Ziya ilkokulu orada okudu. 9 Eylül olarak kayda geçmiş olan doğum günü de ilkokula yazılırken nüfus cüzdanı çıkartmak gerekince nüfus memurunca uygun görülmüştü. Bahadınlı,  pantolonu, ceketi, ayakkabıyı ortaokulda giydi. 35 kişinin yaşadığı bir evde üstelik köyün en zengininin çocuğu olarak yaşadı.
Belli sürelerle Yozgat Ortaokulu, Pazarören Köy Enstitüsü, Yüksek Köy Enstitüsü, Balıkesir Eğitim Enstitüsü, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde (Edebiyat Bölümü) okuyan Bahadınlı, öğretmenlerinin ve arkadaşlarının “Kızılbaş Çocuğu” sataşmaları arasında geçirdi. İspir’de öğretmenlik yaptığı yıl “Çalışkan” olan soyadını “Bahadınlı” olarak değiştirdi. 6 ay kadar Ankara’da Türk Hava Yolları’nda çalışan Bahadınlı bir havalimanında Müdürlük görevini kabul etmeyerek buradan ayrıldı. Bu iş ona göre değildi. 1958 yılında bir yayınevi kurma isteği onda önlenemez hale gelmişken İstanbul’a geldi. Kadıköy’de kitapevi olsun isteğiyle açtığı dükkanını bakkaliyeye dönüştürmek zorunda kaldı. Para kazandı.  Kazandığı parayla bir yayınevi açtı! 16 yıl süren Hür Yayınevi’ni, 12 Mart sonrasında Yeni Dünya Yayınevi olarak sürdürdü.6 Sayı çıkan Yeni Dünya dergisini çıkardı. Bundan önce de “İlke” dergisini çıkartmıştı. Ortaklarına bırakarak ayrıldığı bu dergiyi babadan kalma tarlaları satarak yürütmeye çalışıyordu. O yayınladıkça polis topluyordu! Bu dergi yüzünden onunla çok uğraştılar. Kanser tanısı konan karısına yurt dışına çıkabilmesi için pasaport verilmedi! Kuruluşundan kısa bir süre sonra üye olduğu TİP’in Yozgat örgütlenmesini yaptı. Örgütlenme barajını aşmak için kuruluşu yapılan bu ilde tek bir sosyalist yoktu. Bahadınlı Yozgat’ta TİP’i örgütledi ve 1965 yılında Milletvekili seçildi! Hazırladığı “Türkçe Deyimler Sözlüğü”, “Türkçe Deyimler ve Kaynakları” gibi çalışmalar okullara sokulmamaya başlanınca Atasözleri Sözlüğü’nü Aydın Su adıyla çıkardı. Ankara’da çıkan Emek dergisindeki bir yazısı yüzünden yargılandı.12  Eylül darbesi nedeniyle, 1979 Mart’ında bir yıl için gittiği Avrupa’da 12 yıl zorunlu olarak kaldı. 1991’de 141 – 142’nin kaldırılmasından sonra Türkiye’ye döndü. Bahadınlı Sosyalist İktidar Partisi üyesidir.

 

Eserleri

Hikayeleri:İtin Olayım Ağam –Haçça Büyüdü Hatiş Oldu – Geçeneğin Karanlığında - Tavandaki Kırmızı – Güllüceli Kâzım

 Romanları : Güllüce’yi Sel Aldı – Gemileri Yakmak –Açılın Kapılar –  Devekuşu Rosa – Lidya – Gözleri Yaprak Yetili– Öyle Bir Aşk

 İnceleme : Türkiye’de Eğitim Sorunu ve Sosyalizm

 

Roman Tahlili

Gemileri Yakmak

Gemiler Yakmak,Yusuf Ziya Bahadınlı’nın önemli bir eseridir.Romanda bir ideolojinin insan hayatı üzerindeki etkileri dikkat çekmektedir,sosyolojik ve ideolojik tahliller yapılmaktadır.

 Romanda yurdumuzun düşman tarafından işgal edildiği yıllarda doğan Kürt ve alevi bir çocuğun hayatı anlatılmaktadır.Bu hayatın içinde Kürt-Türk çatışması,sınıf ayrımları,hayatın içinde yaşanan bir çok şeye rastlamaktayız.

Memo, Antepli bir ailenin tek çocuğudur.Fransızların Antep’e girişlerinin elli yedinci günü dünyaya gelmiştir.Yıllar geçmiş,Memo liseye gitmektedir.Çok yiğit bir gençtir.Bir gün evden hışımla çıkıp,arkadaşı Abdullah’a gider.Abdullah onun Kürt bir arkadaşıdır.Abdullah’a arkadaşları Hikmet’in kardeşi Samet’in kaçırıldığını söylerler.Çocuğu kaçıran Abdadir adlı bir sapıktır.Kilis yolu üzerinde adamı çocuğa tecavüz etmek üzere iken yakalarlar.Memo,Abdadir’i sırtından bıçaklar.Abdadir de Memo’yu böbreğinden yaralar.Memo bir ay hastanede kalır.Hastaneden çıktıktan sonra okulu bırakır.Şimdi tek amacı vardır.O da hapishanede olan Abdadir’i öldürmektir.Arkadaşı Kürt Abdullah ve Kara Cemal’i alıp konuşur.Abdadir’i öldürme görevini Kara Cemal’e verir.Fakat Kara Cemal öldürme girişiminde bulunsa da başaramaz.Memo artık bir kabadayıdır.Alabildiğine başıboş bir hayat içindedir.Arkadaşlarıyla üniversite diye tabir ettikleri geneleve gider.Orada kendine Sevda isimli bir  dost tutar.Orada kavga çıkar.Memo, adam bıçaklar,hapse girer,çıkar.Sevda zaman zaman onu ziyarete gelir.Sevda ile sık sık buluşur.

Hayatı saza gidip,içip eğlenmekle geçer. Memo çevresinde sevilen bir kabadayı olur.Genelevden, sazdan,esrardan,ağadan haracını alıp gönlünce yaşamaktadır.

Bir gün Memo, Mehti’nin meyhanesinde içki içerken tanımadığı bir adam gelir.Kendisiyle konuşmak ister, bu adam Damalı’dır. Memo’dan doktor Ferit Bey adlı kişiyi öldürmesini ister.Bunun esas İsmet Paşa’nın fikri olduğunu söyler. Memo doktoru tanımak için muayene bahanesiyle doktor Ferit Bey’e gider.Sonraları onu takibe alır.Bir gün Ferit Bey ve karısıyla bir kır kahvesinde karşılaşır.Ferit Bey Memo’yu çaya davet eder.Sohbet ederler.Zaman içinde Ferit Bey ve Memo dost olurlar.Ferit Bey Memoya okuması için bir takım kitaplar verir. Memo geceleri evde kitap okur.Duygu ve düşünceleri değişmeye başlar.Damalı, Memo’nun Ferit Beyle dostluğunu öğrenir.Bir gün meyhanede ona hesap sormak isteyince Memo Damalıyı bıçaklar,hapse girer.Hapishanedeyken beşik kertmesi olan Yıldızla nişanlanır.Ceza evinden çıktıktan sonra kendine bir kır kahvesi açar. Bir gün Ferit Bey,karısı,Murat Bey,Galip Usta, Ali Naki Memoyu ziyaret ederler. Bu ziyaret sonrasında Memo kahveyi ateşe verir.Bu hayata bir tepki olarak algılanabilir. Memo koşa koşa doğru Türkiye sosyalist Emekçi ve Sosyalist Parti’sinin il binasına gelir. Onu Ferit Bey karşılar. Oturup, konuşurlar.Birazdan Memoyu  koltuğunun altında bir bildiriyle sokağa çıkarak gelip geçene dağıtırken görürler.Emniyet Müdürlüğünden gelip götürürler. Memoyla birlikte doktor Ferit Bey, Murat Bey, Galip Usta, Zilfo Çavuş ve Ali Naki de tutuklanır. Ceza evinden çıktıklarında Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi kapatılmıştır.

Memo bir iş tutmak düşüncesindedir.Nişanlısının ailesi düğün istemektedir. Memo bu ruh haliyle nişanlısı Yıldız’ı kaçırır.Maraş’a giderler. Bir hafta orada kalırlar.Döndüğünde tekrar emniyete alırlar.Bir bildiri meselesi yüzünden sorgularlar.Beraber sorgulanan arkadaşları Ferit Bey, Zilfo Çavuş, Ali Naki tutuklanır. Memo bir gün iki sevinçli haberi birden alır.Biri arkadaşlarının hapse çıkması;diğeri ise Bayındırlık Bakanlığına bağlı yol yapım ve onarım işçiliğine kabul edilmesidir. Memo sebatla işine sarılır.Artık eski Memo’dan eser kalmamıştır.

O artık daha sorumluluklu daha duyarlı bir insandır. Mühendisi,ustası,işçisi onu çok sever.İşçi sorunlarıyla ilgilenir.Haksızlığa uğrayan işçi askerlerine yol gösterir. O artık doğal bir işçi temsilcisi olur.Aynı zamanda Ayşe, Ali adında iki çocuk babası olmuştur.Bakım ve onarım işleri için gittiği bir köyden dönerken yolda kalan bir adamın arabasını alır.Bu adam İbrahim ustadır.Dost olurlar. Aynı amaçlar uğruna çalışmaya başlarlar.İbrahim Usta,bir gün Memo’nun çalıştığı yere gelir.Yanında bir delikanlı vardır. Adının Osman olduğunu söyleyen bu delikanlı onlarla birlikte çalışmak istediğini söyler.Bir gün İbrahim Usta, Osman, Memo ve arkadaşları Oğuzeli’ne giderler. Bir kahveye otururlar.Amaçları orada ilçe örgütü kurmaktır. Kahvedekilere amaçlarını anlatırlar. O anda içeriye jandarma onbaşısı girer. Onların komünizm propagandası yaptığını söyleyerek sorguya alır. Geziden istenen sonuç alınamaz.Aynı gün Zilfo Çavuş’un öldürüldüğünü öğrenirler. Çok üzülürler. Memo, Zilfo Çavuş’u öldüreni bulup öldürmek ister.Fakat o artık eski Memo değildir. Duygularına hakim olur ve eve döner.Antep il örgütüne merkezden bir yazı gelmişti,seçim vardır. Komşu iki kente gidilmesi gerekiyordu.arkadaşları Memoyla Ali Nakiyi uygun gördüler. Çünkü Memo o günlerde yıllık iznini kullanıyordu.Seçim zamanı gelir Memo, Osman ve arkadaşları seçim gezilerine katılırlar. Kimi yerlerde alkış alırlar.Kimi yerlerde saldırılara maruz kalıp komünist damgası yerler. Memo, bizzat kürsüye çıkıp konuşmalar yapar.Yine halk tarafından saldırıya uğradıkları bir gün Memo ve arkadaşları mücadele ederken Osman oradan uzaklaşır. Osman’ın hareketleri Memo’yu şüphelendirmektedir. Zaman içinde halk Memo’ya inanır. O halkın yiğit Memo’su olmuştur. Memo ideolojisi uğrunda çalışmalarına devam eder.Yaptığı gezilerde ölesiye dayak yediği oldu.Ancak yine de yılmadı.

 Memo’nun bir gün vurulduğu haberi gelir.Hastanede kendini bilmez bir halde yatmaktadır.Tüm dostları,ailesi,arkadaşları hastanede ziyaretine gelirler. Memo bir ara gözlerini açar. Etrafına baktıktan sonra başında duran İbrahim Usta’ya sorar.Osman neden gelmedi? İbrahim Usta onun ceza evinde olduğunu söyler. Memo, kendisini vuranın Osman olduğunu öğrenir. Birazdan doktor Ferit Bey Memo’nun nabzına bakar, Memo artık yaşamamaktır. Böylece bir amaca adanmış bir ömür son bulmuş olur.

 

Şahıslar

Memo: Romanın baş karakteri Memo’dur. Antep’te yaşayan Kürt-Alevi bir ailenin tek çocuğudur.Kavgada,koşuda hep önde olan bir insan.Arkadaşlarına yada kendisine kötülük edildiğinde duruma el koyan,haksızlığa tahammülü olmayan bir gençti. Lise tahsilini yarım bırakmıştır. Mütavazı, güçlü bir gençtir. Bundan sonra aldığı haraçlarla yaşayan gününü gün eden bir yapıya bürünür.O yiğitliği biraz da zorbalık olarak algılar.Bu tarz yaşantısı yüzünden sık sık ceza evine girer. Memo romanda farklı dönemlerde farklı yapılar bürünerek karşımıza çıkar.Yazar , Memo’yu bir dönem harç yiyen yanlış bir kişilik gibi tasvir ederken daha sonra tanıştığı bir şahsiyetin etkisiyle idealleri uğruna yaşan doğru bir insan haline geldiğini vurgular.Yani romanda Memo üç farklı karakter olarak karşımıza çıkar:

1)Henüz lise talebesi bir genç

2)İntikamcı kabadayı bir genç

3)Tanıştığı bir şahsiyet sayesinde idealleri uğruna yaşayan bir genç.

Memo kendi içinde zaman zaman tutarsızlıklar yaşayan bir kişi olarak karşımıza çıkar.Bu tutarsızlıklar beraberinde vicdanıyla yüzleştiği anlar dikkat çekicidir.

 

Ailesi

Kürt Musto: Memo’nun babasıdır.Fransızların Antep’e girdiği yıllarda 25 yaşında bir gençken Kuvay-ı Milliye için çalışmıştır..Karısı Zelluş ve oğlu Memo onun her şeyidir.Fransızlara ilk taşı atan Kürt Mustodur.Suriye’den gelen ceket pantolon gibi şeyleri satarak  zar zor geçinmektedir.Buna rağmen düşmanın yurdu işgal ettiği yıllarda evinden ailesinden önce vatanını düşünmüş düşmana karşı koymuştur.

Zeluş:  Memo’nun annesidir.Kendi halinde bir Anadolu kadınıdır.Kocasının ve oğlunun hizmetini yerine getiren ailesine bağlı bir insandır.

Yıldız: Henüz beşikteyken Memo’nun beşik kertmesi olan Yıldız, Musto’nun bir arkadaşının kızıdır.Sıradan bir Anadolu  kadınıdır.Her zaman sabırla Memo’yu beklemiştir.Beşik kertmesi Memo’ya kaçarak evlenmiş,ona Ayşe ve Ali adında iki çocuk vermiştir.

Memo’nun İlk Arkadaş Çevresi

Kara Cemal: Memo’nun kabadayılık yıllarındaki can arkadaşlarındandır.Memo için elini kana bulayacak kadar Memo’ya bağlıdır.Onun için bir çok fedakarlıklarda bulunmuştur.

Kürt Abdullah: O da Memo’nun can arkadaşıdır.Memo için her şeyi yapmaya hazırdır.Memo’yu bir gölge gibi takip eder.Her yerde onunla birliktedir.

Yirik Ali: Kürt mahallesindendir.Memo’nun yiğitliğine inananlardandır.Bir kavga esnasında yüzüne aldığı darbe yüzünden arkadaşları Yirik  Ali demiştir.Üniversite diye tabir ettiği genel eve Memo’yu ve arkadaşlarını  götürmeyi sever.Genelevde çıkan bir kavgada feci şekilde öldürülmüştür.

Mehti: Memo ve arkadaşlarının devamlı gittikleri meyhanenin sahibidir.O da Memo’nun yiğitliğinden etkilenen kişilerdendir.Memo için elinden geleni yapmıştır.Memo’nun elini öpecek kadar Memo’ya saygı duyan biri.

Sevda: Memo’nun genelevden dost tuttuğu kadındır.Ona Memo ilk sevdam der.Genelev kadını yarım gün kendisi yarım gün patronu için çalışır.Gecelerini de dostuna ayırır.Akşam olunca Memo Sevda’nın yanına gelir.Sık sık buluşurlar.Sevda Memo’yu hiçbir kadınla paylaşamaz,ona aşırı şekilde bağlanır.

Memo’nun Diğer  Arkadaş  Çevresi

Doktor Ferit Bey: Olgun,hoşgörülü,aydın bir beyefendidir. Mesleği doktorluktur. İnsanlara yardım etmekten büyük bir zevk alır.Yardıma muhtaçların yardımına koşar.Sınıf ayrımı yapmaksızın,tüm insanlara değer verir.Sosyalist emekçi partisinin kurucularındandır.Memo’ya kitaplar verip,onun dünyasını değiştirmiştir.Memo ve Yıldız’ın nişan yüzüğünü doktor Ferit Bey takmıştır.Aynı davanın arkadaşı olarak hep Memo’nun yanında olmuştur.Memoyla beraber tutuklandıklarında dahi onlar için mutlu bir tutukluluk olmuştur.

Zilfo Çavuş: Kürt Musto’nun gençlik arkadaşıdır.Fransızlar Antep’i işgal ettikleri zaman Kürt Mustoyla beraber Kuvay-i Milliye için canla başla mücadele etmiştir.Kuvayi Milliye’nin karşısında olanların korkusu olmuştur her zaman.İşte Zilfo Çavuş şimdi de  Memo’nun da üye olduğu Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisinde çalışmaktadır.Amacı uğrunda gençler kadar azimle ve kararla çalışmıştır.Düşüncesinin karşısında olanlar tarafından vurularak öldürüldü.

 

Galip Usta: Memo’nun dava arkadaşlarındandır.Küçük yaşta babasını kaybetmiştir. Babalığı bir camide imamlık yaparken küçükken babalığına yardım eder,ezan ve gazeller okurmuş.Zamanla gazel okumak onu sıkar.Fuzuli,Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali,Sadri Ertem’i okur.İmam yardımcılığını bırakarak terzi çırağı olur.Çalıştığı iş yerinde tüm yük üzerindedir.İşçi haklarına önem veren biridir hatta bu uğurda ceza evine bile girmiştir.

Ali Naki: Memo’nun okul arkadaşıdır.Memoyla sık sık görüşüp tartışırlar.Arkadaşları ona Bolşevik Ali derler.Ali Naki evlidir,bir çocuk babasıdır,bir pasajda arzuhalcilik yapmaktadır.Ferit Beyle partide çalışmaktadır.

Murat Bey: Ferit Bey’in en samimi arkadaşıdır.Yüzbaşı Murat Beyin Antep savunmasında büyük hizmetleri olmuştur.  

İbrahim Usta: Memo’nun bir arkadaşıdır.Memo onunla yol yapım ve onarım işinden dönerken tanışmıştır.İbrahim Usta da parti için çalışanlardandır.Arkadaş canlısı,yiğit bir insandır.

Osman: Partiye sonradan giren genç bir insandır.Çekingen,tutarsız davranışları olan,korkak bir karakter çizer.Şüpheli davranışları vardır. Memo ona güvenmemektedir. Romanın sonunda Memo’yu öldüren kişidir.  

               

Eserde Ele Alınan Zaman ve Mekan

Romanda iki farklı dönem ele alınmıştır. Biri  Kürt Musto’nun yaşamış olduğu dönem diğeri, ise romanın kahramanı olan Memo’nun yaşadığı dönemdir. Yazar bu iki dönemde yaşanan olayları birbiriyle ilişkilendirerek iki zaman dilimini romanında bütünleştirmiştir. Kahramanımız Memo’nun  babası Musto  Fransızların Antep’i  işgal ettiği  günleri  ruhunun derinliklerinde  hissetmiş  bir vatan severdir. Başında Şahin Beyin bulunduğu Antep yöresi Kuvay-i  Milliyecileriyle  yurt savunmasına bizzat  katkıda bulunmuştur.Yazar bu vatanda yaşayan insanların Türk-Kürt Alevi hatta Ermeni ayrımı yapmaksızın birbirleriyle iyi geçindiğini ancak  şahsi menfaatlerini ön planda tutan  ulema ve varlıklı insanların Fransızlarla  birlik olduğunu vurgulamıştır. Roman kahramanı  Memo  babası ve arkadaşlarının mücadele verdiği bir savaşın içinde doğmuş bir cumhuriyet çocuğudur. Bu dönemde de  halen günümüzde de  kanayan bir yara olan  Türk,Kürt ve Alevi gibi kavramların  doğru olarak anlaşılmamasından  doğan iç karışıklıklar yaşanmaktadır. Eserde insanların doğru bildikleri yolda verdikleri mücadele anlatılırken Murat Bey, Zilfo Çavuş gibi Kuvay-ı Milliyede yer almış insanların bu mücadelelerini ileriki dönemlere de  taşıdıklarını

 

görmekteyiz. Hatta bu uğurda Zülfü Çavuş can  vermiştir. Romanda bahsi geçen yurdumuzun işgali sırasında yaşamış  olan Yüncüzade Hacı Osman Ağa, Müftü İrfan Hoca, Keyfzade Hüsrev Ağa, Fazlı Efendi, Naimzade Hasan Ağa gibi varlıklı insanların isimleri geçiyor. Aralarındaki diyaloglar çok dikkat çekicidir. Bize dokunmayan yılan bin yaşasın  düşüncesindedirler. Sadece kendi  can ve mallarını düşünmektedirler. Bunu herkes bilir ne var ki  savaştan sonrada her yerde onların sözü geçer. Savaşın gerçek kahramanları tarlada ırgat, dağda çoban sokakta işsizdir.

Olayın yaşandığı yer Antep’tir. Antep’in kazası olan Oğuzeli ve Kilis romanın içinde yer alan mekanlardır. Maraş, İstanbul, Adana , Erzincan,Niğde ve Anadolu köylerinin de adı geçmektedir.

Ayrıca dar mekan olarak Memo’nun ve arkadaşlarının takılmış olduğu  Mehdi’nin kahvesi, Üniversite olarak tabir edilen genelev, cezaevi, sosyalist emekçi ve köylü partisinin il binasının adı geçmektedir. Romanda geri dönüşlerin yaşanmış olduğu mekanlara da  yer verilmiştir.

 

Romanın  Olay Sırası Açısından Değerlendirilmesi

Gemileri yakmak romanında  düzgün bir olay sıralaması yoktur.Olaylar sondan başlamak suretiyle ele alınmıştır.Olayların birbiriyle ilişkilendirilmeleri açısından romanda geçen iki farklı dönem aralıklarla yaşatılarak  bir bütünlük sağlanmıştır. Yurdumuzun düşman tarafından işgal edilmesi dolayısıyla kurtuluş savaşına  girişimiz yurdumuzdaki insanların kişiliklerini ortaya koymaları üzerinde  büyük  rol  oynamıştır. Bu tarihi olaydan bahsedilmesi roman kahramanlarının  hangi yıllarda yaşadıkları hakkında  bizi  fikir sahibi yapmaktadır. Romanın başında  bir tren yolculuğundan bahsedilmektedir.Trende ve istasyonda geçen  anlar,  insan tasvirleri,tabiat tasvirleri hayali tasvirler yazarın içinde bulunduğu ruh halini bize açık açık yansıtıyor. Olayın geçtiği mekanlar  tasvir edilerek  memleket isimleri verilmiştir. Bu nedenle olayın yaşanmışlığı okuyucuya daha inandırıcı bir biçimde  sergilenmektedir. Adı geçen illerin  iklimi,toprak örtüsü ve insanı hakkında da bilgi verilmektedir.

Tren yolculuğundan sonra bir otobüs yolcululuğu var.Yolculukta karşılaşılan biçerdöverci bir  arkadaştan bahsedilmektedir. Böylece  o dönemde adı geçen teknolojik  kelimeleri de  görmekteyiz.

Romanın ilk bölümlerinde  roman kahramanı Memo’nun  ölümle pençeleştiği anlaşılıyor. Bu durum roman kahramanının kim olduğu, ne zaman ve hangi sebeple  kim tarafından vurulmuş olabilir sorularını akla getirerek romana olan ilgiyi artırıp okuyucuyu sürüklemektedir.

Romanın yazarı Yusuf Ziya Bahadınlı  kendi yaşadıklarını ve dünya görüşünü  bu romanında yaşatmaya çalışmıştır.

Olayın esas vuku  bulduğu yer  dar bir çevredir. Kişilerin olaylara bakışı ve algılayışı da bu yüzden farklıdır. Memo dar çevresi içinde  başı boş bir hayat sürerken  doktor Ferit beyle tanışması sayesinde  fikir dünyası ve sosyal çevresi  değişmiştir. Bu dünyada yaşama amacı anlam kazanmıştır. Onun için yemek ,içmek, gezip eğlenmek  uzaklarda kalmıştır. Bundan sonraki hayatını  ideolojisi için yaşamıştır. Siyasi meselelere vakıf olmak  için  kitaplar okuyarak  kendini geliştirmeye çalışmıştır.

Romanda Memo’nun ilk aşkı  genelev kadını Sevda olmuştur. Daha sonra geleneklere uyarak beşik kertmesi Yıldız ile evlenir. Fakat evliliği aile hayatı  çocukları  daima ideolojisinden sonra gelir.

Figürler

Olayın merkez figürü Memo’dur. Yaşanılan olaylar Memo’nun  aile çevresi ve sosyal çevresi arasında dönmektedir.

1.      Memo’nun fiziki belirtileri  :

a)      Kanlı canlı yağız bir delikanlıdır.

b)      Lise yıllarında iken Abdadir  adlı sapıkla  yapmış olduğu kavgada  böbreğine bıçak yemiş ve ameliyat olmuştur. Ameliyatın olduğu ilk yıllarda hızlı hareket edememektedir.

2. Psikolojik belirtiler

a) Küçüklüğünden beri Kürt,Alevi, Kızılbaş velet laflarına maruz kalarak  kendini farklı bir sınıfın insanı olarak  hissettiği anlar olmuştur.

b) Yakın çevresi tarafından  yiğit Memo olarak tanınmaktadır ve bundan memnundur.

c)  Dr. Ferit  Beyle tanıştığı yıllarda geçmiş yıllarına kahreder.Kendini işe yaramaz, kadın parası yiyen, haraç yiyen biri olarak nitelendirir. Bu psikoloji içerisinde okuduğu kitaplar ve Ferit Bey sayesinde iyi bir insan olma yolunda gayret sarfeder.

 

Romanın Fikri  Tahlili

Yazar romanın girişinde eserin kahramanının vurulduğu haberiyle  giriş yaparak Memo’yu sevenlerin  olay karşısındaki tepkilerini  görmemizi sağlar. Böylelikle  daha                     romanın başında Memo’nun sevilen sayılan bir insan olduğunu anlıyoruz.Olay gelişmeye başladıkça düğüm çözülmekte yaşananların nedenleri niçinleri açıklık kazanmaktadır.Eserde işlenmek istenen esas noktalardan biri de  sosyalizmin insanlar arasında yanlış anlaşıldığı  hususudur. Memo Ferit Beyin  verdiği kitapları okuyunca  kafasında birçok soru işareti belirmiştir. Sınıflar sınıflar arası ilişkiler köylü isyanları, işçi hareketleri 1848, 1917 devrimleri  neden okul kitaplarında verilmez? Karl  Marks, Engels , Lenin neden yok sayılır? O artık okuyan ve  beynini çalıştıran bir insan olmuştur. Sosyalist Emekçi ve Köylü  Partisinin  çizdiği yolda yürür bu yolda da hayatı son bulur.

Genellikle kısa cümlelere yer vermiştir. Roman akıcı bir dil ile yazılmış böylece roman okuyucuyu  sıkmamaktadır. Romanda adı geçen  şahısların adları  halk diliyle yazılmış.

       

 


[ Yazan : gokhan8067 | Tarih: 13.05.2011 | Okunma : 1864 ]
         Oy : 0-Puan : 0


 

Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın.



Yorum ekleyin.(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular
 

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Güvenlik : 355433             
Güvenlik : 
Hatırla :   Gizli : 

  
 
Sınav Odası
 
Sormaca
Alacağınız kitapları nasıl tercih edersiniz?
Arkadaş tavsiyesi (23 %)
Gazete tanıtımları (5 %)
Kapaktaki tanıtım (43 %)
Çok satanlarda olması (6 %)
Diğer (20 %)
244 - Katılım
 
Günün Sözü
Limandaki gemiler güven içindedir; fakat gemiler limanlar için yapılmamıştır.

J.A. SHEDD

 
Mini Sohbet
 
Resimlerden
Resimlerden seçmeler.
Resim Gönder

İmlâ Hatası
 
2006 - 2016 © Site içeriğinin (iktibaslar hariç) bütün hakları Edebiyat Evi'ne aittir. İzinsiz kullanılamaz.
Edebiyat Evi'nin Açılış Tarihi: 4 Ağustos 2006
AspSitem
Bu sayfa: 1,02 saniyede yorumlandı.
 
Hosting